Vücutta toplanan yağ, genelde karın ve alt ekstremitelerde toplandığı görülür. Karın bölgesinde yoğun olarak toplanmış aşırı yağ ile karekterize elma tipi, alt ekstremitelerde fazla yağ toplanması ile de armut tipi obezite oluşur. Elma tipi vücut yapısına sahip bireylerde hipertansiyon, diabet, insülin direnci, dislipidemi ve kroner kalp yetmezliği riski daha fazladır. Armut vücut tipi, nispeten daha masum gibi gözüküyor.
Karın yağ hücreleri, alt bölge yağ hücrelerine göre daha büyük olup yağ dönüşüm hızı daha fazladır. Hormonal olarak daha tepkiseldir ve karın yağından salınan maddeler portal venden emilerek doğrudan karaciğere ulaşır. Karaciğerde bu yağ asitleri, insülin direncine ve VLDL sentezinde artışa neden olabilir. Buna karşılık gluteal yağdan gelen serbest yağ asitleri genel dolaşıma girer ve hepatik metabolizmayı tercih eden bir yanı yoktur.
Çoğu obezitede adipozitlerin hem boyutu hem de sayısı fazladır. Bir kere oluşan yağ hücreleri asla kaybolmazlar. Dengeli beslenerek bu hücrelerin boyutları küçültülebilir.
Vücut ağırlığının oluşumunda genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi söz konusudur. Anne-babası obez çocuklar genelde obez olurken ebeveyni zayıf olanların yalnızca %9’unun obez oluşu, obezitede gen (veya genlerin) etkili olduğunu gösterir. Yine evlatlık verilen çocukların kilosunun biyolojik anne ve babası ile uyumlu olduğu, tek yumurta ikizlerinin BMI’sının (farklı koşullarda yetişseler de) birbirine benzediği dikkat çekicidir.

Obeziteyi etkileyen moleküller
Adipoz dokusunun önecelikli görevi, yağ depolamak olsa
da, bu dokunun bir endokrin bez gibi ürettiği bazı hormonlarla iştah ve enerji
metabolizmasında görev alır. Bu amaçla leptin, adinopektin ve rezistin
hormonları üretilir. Leptin beyne yağ düzeyi hakkında bilgi verir. İnsanlarda
leptin metabolik hızı arttırır ve iştahı azaltır. Ancak obez insanlarda plazma
leptini normaldir ve insülin direncine benzer bir leptin direnci söz konusudur.
(Leptinin beyne taşıdığı mesajı reseptör hücreleri algılamıyor. Bu durum
kemiricilede mutasyonla oluştuğu tespit edilmiştir.)
Obezitede görevli diğer hormonlar, midede üretilen
Ghrelin, ince bağırsakta üretilen CCK (kolesistokinin) ve pankreasta üretilen insülin
sayılabilir. Bilinen tek iştah açıcı hormon Ghrelindir. Sindirimden sonra
üretilen kolesistokinin beyne doyma sinyali gönderir. İnsülin ise genel olarak
metabolizmayla beraber, enerji alınımını
da azaltır.
Obezitede gözlenen metabolik değişlikler
Obezitede görülen en önemli anormallik karaciğer, kas ve
adipoz dokusundaki insülin direncidir. İnsülin direnci, kanda glikoz düzeyini
belli bir seviyede tutmak için gereğinden fazla insülin üretilmesidir. Bu insülin
adipoz dokusundaki lipaz aktivitesinde artışa neden olur ve dolaşımdaki yağ
asidi miktarı artar. Bu yağ asitleri karaciğerde triaçilgliserol ve kolesterol VLDL olarak salınır. Sonuçta serum triaçilgliserol oranı arttığı gibi HDL düzeyi de düşer.
Dislipidemi (düşük HDL ve yüksek VLDL) ve
hipertansiyon, abdominant obezitede (elma tipi) gözlenen septomlardır. Bunlara
genel olarak insülin direnci sendromu ya da metabolik sendrom denir.
Obezite ayrıca artmış ölüm riski, yetişkinlerdeki diabet,
yüksek plazma triaçilgiliserolleri, hipertansiyon, kalp yetmezliği, bazı
kanserler, safra kesesi taşı, artrit ve gut gibi hastalıklara zemin teşkil
eder.
Obezitenin değerlendirilmesi ve kilo verme
Vücut kitle indeksi (BMI) ile bel kalça oranı, bireyin durumunu özetler.
BMI = ağırlık / boyun karesi
- 18 < A < 25 ise normal sağlıklı.
- 25 < A < 29,9 ise kilolu.
- 30 ve üzeri ise, obez olarak değerlendirilir.
Ayrıca bel/kalça oranı kadınlarda 0.8, erkeklerde 1'in üzerinde olması yukarıda bahsedilen riskleri taşır.
Obez insanların ilk hedefi bu fazla kilolardan kurtulmak, ikincisi ise kilo verdikten sonra bu kilolarını korumak olmalıdır. Bunun için, başta fiziksel aktivite olmak üzere, kalori kısıtlaması, formakolojik ve cerrahi tedavi yöntemleri etkindir. Belki de en önemli olanı dengeli ve yeterli beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmek olmalıdır. Vücuda aldığımız gıdanın miktarından çok kalitesine önem verilmelidir. Gıdanın lezzeti ve doygunluk hissi vermesi önemli ama kalitesi ve içeriği ilk tercih nedeni olmalıdır.
Obez insanların ilk hedefi bu fazla kilolardan kurtulmak, ikincisi ise kilo verdikten sonra bu kilolarını korumak olmalıdır. Bunun için, başta fiziksel aktivite olmak üzere, kalori kısıtlaması, formakolojik ve cerrahi tedavi yöntemleri etkindir. Belki de en önemli olanı dengeli ve yeterli beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmek olmalıdır. Vücuda aldığımız gıdanın miktarından çok kalitesine önem verilmelidir. Gıdanın lezzeti ve doygunluk hissi vermesi önemli ama kalitesi ve içeriği ilk tercih nedeni olmalıdır.
Sonuç: Obezite yukarıda açıklanan birçok hastalığa zemin
oluşturması dolayısıyla üzerinde önemle durulmalı ve gerekli tedbirler
alınmalıdır.
Gelecek yayınlarımızda görüşmek üzere! Esen kalın
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder