Atomların
bir araya gelmesiyle oluşan moleküllerden yeryüzündeki bütün canlıları içine
alan biyosfere kadar, tüm canlı sistemlerde yapısal bir düzen vardır. Bu düzen
sayesinde, organizmada ve organizmalar arası ilişkilerde bir işleyiş meydana
gelmektedir. Canlılardaki bu yapı ve işleyiş birbiri ile sıkı bir ilişki
kurmuştur.
Yapının bozulması, işleyişin ortadan kalkması anlamına gelir. Şöyle ki, dört tekerlek ve ana gövdeden oluşan oyuncak bir araba düşünün. Bu parçaların tek başına herhangi bir işlevi yerine getirmesi mümkün değildir. Ancak, oyuncak arabayı oluşturan bu parçaların, doğru bir şekilde bir araya getirilmesiyle oyuncak arabanın, işlevsellik kazanıp hareket ettiği görülür. İşte, belli yapılar belirli bir görevin (işleyişin) meydana gelmesi için bütünlük kurmak zorundalar.
Düzenli yapının meydana getirdiği işleyiş, canlı sistemlerde kat kat daha kompleks ve hassastır. İnsanlarda kalbi besleyen koroner damarları düşünün. Bu damarlarda meydana gelen bir hasar, kalbin çalışmasını olumsuz etkiler ve hatta tamamıyla durmasına neden olabilir. Kalbin durması, beyne yeterince besin ve oksijenin gitmemesi anlamına gelir ki, böylesi bir durumda insan yaşamı ciddi bir risk altına girmiş olur. Böylece, verilen her iki örnekte de görüldüğü gibi yapısal bütünlüğün korunması, var olan işleyişin devamı için çok önemlidir.
Canlıların
en küçük yapı ve işlev birimi olan hücre, belli yapılardan meydana gelerek
etkinlik gösterir. Tek hücreden oluşan canlılar olduğu gibi, çoğu canlı türü, birçok
hücrenin bir arada bulunmasıyla var olurlar. Çok hücreli canlılarda hücreler
dokuları, dokular da organ ve organ sistemlerini oluştururlar. Oluşan bu
yapılar da sonuç olarak organizmayı meydana getirir.
Aynı türden
organizmalar populasyonları var ederken, farklı populasyonlar da komüniteleri
meydana getirirler. Daha sonra komüniteler birleşerek doğal çevre olan
ekosistemleri ve ekosistemler de kendi aralarında bütünlük oluşturarak canlı
katman olan biyosferi var ederler.
İşte tüm bu
canlı sistemler, hem kendi içerisinde hem de içinde bulunduğu çevre ve diğer sistemler
ile sıkı ilişkiler kurarlar. Biyolojik organizasyon denilen bu bütünlük ve
işleyiş sayesinde hayat var olabilmektedir.
Şimdi
biyolojik organizasyonu meydana getiren yapıları en küçük düzeyden başlayarak
en büyük düzeye doğru ele alalım:
1. Moleküller
Bütün
maddeler, atom denilen yapıtaşlarından meydana gelirler. Birden fazla atomun
birleşerek meydana getirdiği yapıya molekül denir. Moleküller, aynı ya da
farklı yapıdaki atomlardan oluşabilirler. Moleküler bağlarla bir arada tutulan
moleküller, canlılık için önemli bir yere sahiptirler. Çünkü canlıların en
küçük yapıtaşı olan hücrenin yapı elemanları çeşitli moleküllerden meydana
gelirler. Hücrede bulunan organeller, zar sistemleri ve sitoplazma gibi
oluşumlar farklı sayı ve çeşitteki moleküllerden oluşurlar.
2. Organeller
Hücrenin
fonksiyonel yapı birimlerine organel denir. Organeller hücrede çeşitli
görevleri yerine getirmek için özelleşmiş yapılardır. Hücre metabolizmasında
önemli görevler üstlenirler. Hücrenin gelişmişlik düzeyine göre organel sayı ve
çeşitleri değişebilmektedir.
3. Hücreler
Canlıların
en küçük yapı ve işlev birimi olan hücreler üç temel kısımdan oluşurlar.
Bunlar; hücre zarı, sitoplazma ve nükleik asitlerdir (DNA, RNA). Moleküllerden oluşan bu üç temel yapıdan
herhangi birinin olmayışı yapıyı hücre olmaktan çıkarır. Bütünün tamamlanması
beraberinde canlılığı getirir ve canlılık hücre ile başlar. Çünkü hücredeki
düzen ve yapı metabolizma denilen işleyiş olaylarını ortaya çıkarır. Tek bir
hücreden canlı bir birey oluşabilmekte ve hayatını devam ettirebilmektedir. Öte
yandan, birçok hücreden oluşan çok hücreli canlılar ise, hücreler arası
koordinasyon ve haberleşme gibi üst düzey yapılanmalar ile hayatlarını
sürdürmektedirler.
4. Dokular
Birçok
hücrenin bir arada farklılaşıp özelleşerek oluşturdukları hücre topluluğuna
doku denir. Dokular belli işlevleri yerine getirmek için bütünlük kurarlar. Üstlendikleri
görevleri yerine getirmede hücreler arası iletişim mekanizmalarının rolü
büyüktür. Bir üst organizasyon düzeyinde dokular ileri bir organizasyon
göstererek organları meydana getirirler.
5. Organ ve Organ Sistemleri
Belirli
bir görevi yerine getiren dokular bütünlüğüne organ denir. İleri aşamada
organlar sistemleri oluştururlar. İnsandaki burun, gırtlak, nefes borusu,
akciğerler gibi organ ve dokular hep birlikte solunum sistemini oluşturan
elemanlardır. Canlının çevreye uyumunu en iyi şekilde sağlamak amacıyla organ
sistemleri de bir araya gelerek organizasyonu daha ileri düzeye taşırlar.
7. Organizma/lar
Birçok
hücre, doku, organ ve organ sisteminin aşamalı olarak bütünlük oluşturmuş çok
hücreli haline organizma denir. Organizma, atomlardan hücreye/hücrelere
evrilmiş bir sürecin sonucudur. Artık bu düzeyden sonra; hareket eden,
beslenen, edindiği özellikleri yeni nesillere kalıtabilen (üreyen), solunum,
boşaltım gibi hayati olayları gerçekleştirebilen bireyler meydana gelmiştir. Bu
biyolojik organizasyon düzeyinden sonraki kapsayıcı üst basamaklar
organizmaları (bireyleri) içine alan büyük ölçekteki seviyelerdir.
8. Populasyonlar
Aynı
türden oluşan bireylerin (organizmaların) belirli bir alan ve zaman içerisinde
oluşturdukları topluluğa populasyon denir. (Morfolojik olarak birbirine benzer ve
çiftleştiklerinde verimli döller oluşturan canlılara tür denir.) Populasyonlardaki
birey sayısı bazı şartlara bağlı olarak azalıp artabilmektedir. Populasyonların
birleşmesinden bir üst düzey olan komüniteler meydana gelir.
9. Komüniteler
Bir
baskın türün hakimiyetinde, farklı birden çok populasyonun oluşturduğu
bütünlüğe komünite denir. Komünitelere bitki birlikleri de denilmektedir. Bitkisiz bir alana öncelikle öncü bitkiler ve
bu bitkileri takip eden böcek vebenzeri hayvanlar gelir. Zamanla alanda artan
populasyonlar, çeşitli aşamalardan geçerek komüniteyi var ederler. Komünitede
yer alan populasyonlardan biri birey ve alana hakimiyet bakımından baskın
(dominant) hale gelir ve bu baskın tür (populasyon) kontrolünde komünite
şekillenip bütünlüğünü oluşturur. Bir üst organizasyon düzeyinde ise
komüniteler birleşerek ekosistemleri meydana getirirler.
10. Ekosistemler
Gerçek
çevre olarak isimlendirilen ekosistemler, daha geniş bir çevrede hem canlı hem
de cansız faktörleri içine alan oluşumlardır. Ekosistemlerde canlılar kendileri
ve çevreleriyle etkileşim içindedirler.
11. Biyosfer
Ve en
sonunda yeryüzündeki tüm ekosistemler birleşerek canlı katman olan biyosferi
meydana getirirler.
Gelecek yayınlarımızda görüşmek üzere. Esen kalın!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder